Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesitr-TRKadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi2791-9102Gıda Ambalajları İçin Yeşil Akıllı Etiketler: Teknolojiler, Sürdürülebilir Malzemeler, Uygulamalar ve Gelecek Perspektifleri
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/202
<p>Gıda kaybı ve israfı, çevresel korumayı, ekonomik sürdürülebilirliği ve gıda güvenliğini tehdit eden başlıca küresel sorunlar haline gelmiştir. Bu sorunlara çözüm olarak geliştirilen akıllı ambalaj teknolojileri, gıda kalitesinin izlenmesi, raf ömrünün uzatılması ve tedarik zinciri boyunca gereksiz gıda israfının azaltılması için etkili çözümler sunmaktadır. Bu teknolojiler arasında akıllı etiket sistemleri, gıdanın güvenliği, kalitesi ve tazeliği hakkında basit, hızlı ve kullanıcı dostu algılama mekanizmaları aracılığıyla gerçek zamanlı bilgi sağlayabilmeleri nedeniyle önemli ölçüde ilgi görmektedir. Bu derleme çalışmasında, gıda ambalajlarında kullanılan zaman-sıcaklık indikatörleri, tazelik indikatörleri, gaz sensörleri, radyo frekansı ile tanımlama (RFID) tabanlı sistemler ve biyosensör tabanlı etiketler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu sistemlerin çalışma prensipleri, avantajları ve güncel uygulamaları, özellikle gıda kalite takibi ve izlenebilirlik açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca, biyobozunur polimer matrisler ve özellikle antosiyaninler gibi doğal kaynaklı renk indikatörlerine dayanan çevre dostu akıllı etiketlerdeki son gelişmeler, geleneksel petrol bazlı malzemeler ve sentetik boyalara sürdürülebilir alternatifler olarak incelenmiştir. Bunun yanı sıra, malzeme kararlılığı, üretim maliyeti, büyük ölçekli üretim ve yasal düzenlemelerle ilişkili mevcut kısıtlamalar ile nanoteknoloji, yapay zekâ, nesnelerin interneti (IoT) ve dijital izlenebilirlik sistemlerindeki son teknolojik gelişmeler de değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, akıllı etiket teknolojileri; gıda güvenliğinin artırılması, gıda kaybı ve israfının azaltılması ve akıllı, sürdürülebilir gıda ambalaj sistemlerine geçişin desteklenmesi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Sürdürülebilir malzemeler ve sensör teknolojilerindeki ilerlemelerin, akıllı etiketlerin ticarileşmesini hızlandırarak daha dirençli ve döngüsel gıda sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir.</p>Arzum IŞITANLaura PASQUARDINICristina POTRICHCem GÖKMassimo BERSANI
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562303327Etlik Piliç Beslemesinde Amino Asit ve Yağ Kaynaklarının Karkas Kalitesi ve Oksidatif Stabiliteye Etkisi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/187
<p>Artan dünya nüfusu ve tavuk eti talebi, etlik piliçlerde verim yönlü genetik seleksiyon ve rasyon optimizasyonunu önemli hale getirmiştir. Modern etlik piliçler kısa sürede yüksek karkas ve özellikle göğüs eti verimine ulaşmakta, tüketiciler ise düşük yağlı, yüksek kas içerikli, iyi duyusal özelliklere sahip eti tercih etmektedir. Mısır-soya bazlı rasyonlarda metiyonin, lizin ve treonin başta olmak üzere esansiyel amino asitlerin düzeyi büyüme performansı, karkas randımanı ve özellikle göğüs eti oranı üzerine belirleyicidir. Aynı zamanda rasyondaki yağ kaynakları, etin yağ asidi kompozisyonunu ve dolayısıyla insan sağlığı açısından değerini etkiler; n-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile zenginleştirilmiş rasyonlar daha sağlıklı et üretimine olanak verir. Ancak PUFA’ların oksidasyona yatkınlığı nedeniyle lipit ve protein oksidasyonu, raf ömrü ve et kalitesini olumsuz etkiler; bu nedenle sentetik ve doğal antioksidanların rasyonlara eklenmesi önem taşır.</p>Serkan ERİNÖZBülent ÖZSOY
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562328339Toprak, Zoonozlar ve Halk Sağlığı: Bağlantı Noktası
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/201
<p>Rudolf Virchow tarafından "Zoon" (hayvan) ve "Nosos" (hastalık) kelimelerinden türetilen ve hayvanlardan insanlara doğal yolla bulaşan enfeksiyonları ifade eden zoonoz (tekil) ve zoonozlar (çoğul) terimleri, halk sağlığı açısından kritik öneme sahip olmakla birlikte, hayvanlar arası bulaşan hastalıklarla mücadelede toprağı kapsam dışı bırakmaktadır. Bu durum, halk sağlığı hizmetlerine ayrılan kaynakların (finansman, insan gücü, ilaçlar, araştırma ve eğitim) neredeyse tamamının hayvan ve insan sağlığına odaklanmasına, toprak sağlığının ise ihmal edilmesine yol açmıştır. Toprak kaynaklı hastalıkların yeniden ortaya çıkması ve bazı durumlarda zoonozların gelişmesi, bu eksik, iki boyutlu yaklaşımın bir sonucudur; nitekim bu yaklaşım, hayvanlar arası bulaşan hastalıkların yönetiminde çoğu zaman yalnızca kısmi başarı sağlayabilmiştir. Bu nedenle, toprağın canlı bir sistem olarak hastalanabileceğini ve patojenleri hayvanlara ve/veya insanlara bulaştırabileceğini ortaya koymak amacıyla, toprak, zoonozlar ve halk sağlığı arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere bir literatür incelemesi gerçekleştirilmiştir. Bulgular, toprak, hayvanlar ve insanlar arasında geçiş yapabilen ve halk sağlığı açısından endişe verici yirmi dörtten (24) fazla hastalık etkenini tanımlamıştır. Bu patojenlerin toprak sağlığını bozduğu, bazılarının arazi değerini düşürdüğü ve yanlış yönetim durumunda hayvanlarda ve insanlarda ölümlere neden olduğu bildirilmiştir. Bu durum, kusurlu ikili zoonoz anlayışından, toprak, hayvanlar ve insanları kapsayan bütüncül, üçlü bir yaklaşıma (önerilen adıyla Soluzoonozlar) geçiş zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bu yeni yaklaşım, halk sağlığı hizmetlerinde hem ortaya çıkan hem de bulaşabilen hastalıkları (Soluzoonozlar) azaltmak amacıyla toprak, hayvan ve insan sağlığı çalışanları arasındaki iş birliğini güçlendirecektir.</p>Henry Emeka AHAMEFULEPearl Ogechukwu HENRYJames Ukwuomonu YAHAYA
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562340367İklim Değişikliği, Toprak Sağlığı ve Gıda Güvenliği: Tek Sağlık Yaklaşımı Çerçevesinde Mikrobiyolojik Riskler
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/206
<p>İklim değişikliği, karasal ekosistemleri hızla dönüştürerek toprak kökenli patojenlerin ve antimikrobiyal direncin (AMR) yayılımını artırmakta ve bu etkenlerin çevredeki kalış süresini uzatmaktadır. Toprak mikrobiyomu; besin döngülerini, iklim direncini ve gıda üretimini destekleyen temel bir biyolojik motor işlevi görmekte aynı zamanda çevre koruma ile insan sağlığını buluşturan kritik bir arayüz oluşturmaktadır. Ancak antropojenik baskılar ve iklim kaynaklı bozulmalar toprak sağlığını tehdit ederek tarımsal, sucul ve hayvansal yollarla gıda kaynaklı hastalıkların yayılmasında toprağın temel bir kaynak hâline gelmesine yol açmaktadır. Mikrobiyolojik risklerin yönetimi yalnızca tarımsal veya klinik yöntemlerle sınırlı kalmayıp bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu çalışma, toprak sağlığını küresel gıda güvenliği sisteminin merkezine konumlandıran bir Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı sunmaktadır. Tek Sağlık çerçevesi; toprak ve su ortamlarındaki patojen dinamiklerini ile antimikrobiyal direnç belirteçlerini sürekli olarak izlemekte, bu süreçleri hayvan ve insan sağlığı sürveyans sistemleriyle entegre etmektedir. Böylece çevresel risk faktörleri ile halk sağlığı müdahaleleri arasındaki bağ güçlendirilmektedir. Araştırmada, mikrobiyolojik tehlikelerin gıda zincirine ulaşmadan önce kontrol altına alınması amacıyla tehlike tanımlaması, biyogüvenlik önlemleri ve antimikrobiyallerin akılcı kullanımı gibi stratejiler incelenmektedir. Sonuç olarak, sürdürülebilir toprak yönetimi Tek Sağlık sistemine entegre edilmekte; iklim krizinin derinleştiği bir süreçte gıda güvenliğinin sağlanması, AMR yayılımının sınırlandırılması ve halk sağlığının korunması için proaktif bir çözüm modeli ortaya konulmaktadır. İklim değişikliğinin tarımsal ekosistemler, toprak mikrobiyomu, patojenler ve antimikrobiyal direnç (AMR) üzerindeki etkilerini inceleyen bu çalışma, gıda güvenliğini tehdit eden riskleri "Tek Sağlık" yaklaşımıyla ele almaktadır. Literatür verileri ışığında ekolojik etkileşimleri ve çevresel sürveyans ile biyogüvenlik gibi stratejik risk yönetimi araçlarını analiz eden araştırma, sürdürülebilir toprak yönetiminin Tek Sağlık sistemine entegrasyonunun zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Sonuç olarak, derinleşen iklim krizinde gıda güvenliğini sağlamak, AMR yayılımını sınırlamak ve halk sağlığını korumak için toprak yönetimi, gıda güvenliği ve halk sağlığı politikalarının ortak bir platformda birleştirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.</p>Kushvar MAMMADOVAYegane BEHBUDOVAAli BOLAT
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562368395Bezelyenin Bitkisel Özellikleri ile Kuru Tane Verimine Farklı Ekim Zamanlarının ve Malç Uygulamasının Etkisi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/188
<p>Bezelye insan beslenmesinde kullanılan protein yönünden zengin önemli bir besin kaynağıdır. Bu nedenle tarımın daha geniş alanlarda yapılması için üzerinde çalışılması gereken bir bitkidir. Serin iklimde gelişmesini sürdüren bezelye bitkisinin yabancı otla rekabeti zayıf olmaktadır. Yabancı otla rekabetin düşük olması bezelye verimin düşmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada, Elena bezelye (<em>Pisum sativum</em> L.) çeşidi Kahramanmaraş koşullarında Şubat, Mart, Nisan aylarında ekimi yapılarak siyah plastik malçla kapama, el çabası ve ot alma işlemi yapılmadan (kontrol) yetiştiriciliği yapılarak verime etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma bölünmüş parseller deneme deseninde üç tekerrürlü kurulmuştur. Elena bezelye çeşidinin çıkış süresi, çiçeklenme süresi, bakla bağlama süresi, gövde kalınlığı, dal sayısı, ilk bakla yüksekliği, bakla sayısı, kuru sap verimi ve kuru tane verimi özellikleri incelenmiştir. İncelenen özelliklerden dal sayısı, ilk bakla yüksekliği ve bakla sayısı hariç diğer özellikler ekim zamanı ve uygulanan ekim şekillerine göre istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Ekim şekli yönünden dal sayısı ve bakla sayısı önemli farklılıklar oluşturmuştur. İlk bakla yüksekliği, ekim zamanı x ekim şekli uygulama interaksiyonlarında yönünden istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda; çıkış süresi 8.00-12,00 gün, çiçeklenme süresi 28,66-70,00 gün, bakla bağlama süresi 34,66-77,00 gün, bitki boyu 38,06-65,00 cm, gövde kalınlığı 2,45-3,82 mm, dal sayısı 9,40-17,80 adet, ilk bakla yüksekliği 17,80-27,93 cm, bakla sayısı 5,73-20,00 adet, kuru sap verimi dekara 79,38-258,04 kg, kuru tane verimi dekara 29,86-214,00 kg aralığında kaydedilmiştir. Şubat ayı ekiminin malç uygulamasında kuru tane verimi yönünden diğer ekim zamanı ve ekim şekillerine göre daha yüksek değere sahip olduğu belirlenmiştir. Malçlı ekimin çiftçilere katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır.</p>Leyla İDİKUTMahsum AKANKazım Emre GÖKTAŞ
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562161177Astragalus aduncus Willd.’nin Uçucu Yağ Bileşimi: Bir GC-MS Çalışması
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/196
<p>Bu çalışmanın amacı, Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi yöntemi kullanılarak <em>Astragalus aduncus</em> Willd. bitkisinin uçucu yağındaki uçucu yağ bileşimini belirlemektir. <em>Astragalus aduncus</em> bitki örnekleri Bingöl-Kuruca’nın 1750-1800 m rakımlı yamaçlarından toplanmış, standart herbaryum tekniklerine göre kurutulmuş ve Türkiye Florası kullanılarak tanımlanmıştır. Uçucu yağ, 100 g bitki materyalinden hidrodistilasyon yöntemi ve Clevenger tipi cihaz kullanılarak elde edilmiştir. Bitki materyali küçük parçalara ayrılmış, uygun boyuta getirilmiş ve su ile birlikte distilasyon balonuna yerleştirilmiştir. Su kaynadıkça uçucu bileşenler buharla taşınmış, soğutma yüzeyinde yoğunlaşmış, yoğunluk farkına bağlı olarak sudan ayrılmış ve toplama haznesinde biriktirilmiştir. Analiz sonucunda toplam 34 farklı molekül belirlenmiştir. En yüksek oranda tespit edilen bileşik aldehit grubundan trans-2-heksenal (%11,2) olmuştur. Bunu heksanal (%7,6) ve yağ asitlerinden tetradekanoik asit (%7,5) izlemiştir. Monoterpenler içinde alfa-pinen (%4,6) dikkat çekici düzeyde belirlenmiştir. <em>Astragalus aduncus</em> uçucu yağı, başta trans-2-heksenal, heksenal ve heptanal olmak üzere uçucu aldehitlerle karakterize edilmiş olup, ayrıca önemli miktarda monoterpen, seskiterpen ve yağ asitleri içermektedir.</p>Merve MACİT BULUTAzize DEMİRPOLAT
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562178188Latin-Sihirli Blok Permütasyonu ve XOR-ROTL Geri Beslemeli Görüntü Şifreleme Deneyi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/199
<p>Latin ve sihirli kareler terslenebilir koordinat permütasyonları üretebilir; ancak yalnızca konumsal bir permütasyon piksel değerlerinin çoklu kümesini korur. Bu çalışmada Latin sembol sınıflarına dayalı yerleştirme ile sihirli kare etiketlerine dayalı okuma tek bir blok permütasyonunda birleştirilmiş; bu yapı terslenebilir bayt ikamesi, XOR maskeleme ve XOR-ROTL geri beslemesiyle tamamlanmıştır. Her katmanın tersi açık biçimde verilmiştir. Deneysel değerlendirme kontrollü bir 64×64 gri seviye görüntü ile dört adet 512×512 USC-SIPI standart görüntüsü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bütün test görüntüleri kayıpsız olarak geri elde edilmiştir. 512×512 görüntülerde şifreli görüntü entropisi 7.9992-7.9993 aralığında bulunmuş; yatay, düşey ve çapraz komşu piksel korelasyonlarının mutlak değerleri 0.0047'yi aşmamıştır. 64×64 görüntünün 4.096 konumunun tamamında yapılan tek bitlik diferansiyel testte ortalama NPCR %50.0122 ve ortalama UACI %16.4472 elde edilmiş, sonuçların değiştirilmiş piksel konumuna belirgin biçimde bağlı olduğu görülmüştür. Her 512×512 görüntüde 64 konumdan alınan örnekler de aynı tek yönlü yayılım sınırlamasını göstermiştir. Bulgular konum, değer dönüşümü ve geri besleme rollerini ayırmakta; buna karşılık tek ileri geçişin bağımsız ve güvenli bir kullanım için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Böyle bir kullanım için çift yönlü veya çok turlu difüzyon ile standart bir kimlik doğrulamalı şifreleme katmanı gereklidir.</p>Ozen OZER
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562189208Bilgisayar Destekli Öğretimin Akademik Başarı Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi: Sosyal Ağ Analizi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/195
<p>Dijital teknolojilerin hızlı gelişimi eğitim ortamlarını önemli ölçüde dönüştürmüş ve öğretim uygulamalarını yeniden şekillendirmiştir. Bu teknolojiler arasında bilgisayar destekli öğretim (BDÖ), akademik başarı ile ilişkisi bakımından yaygın biçimde araştırılan bir alan haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, bilgisayar destekli öğretimin akademik başarı üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaların entelektüel yapısını, araştırma eğilimlerini ve işbirliği ağlarını bibliyometrik ve sosyal ağ analizi yöntemiyle değerlendirmektir. 1991–2025 yılları arasında Web of Science veri tabanında SCI-Exp., SSCI, AHCI ve ESCI indekslerinde yer alan toplam 371 yayın analiz edilmiştir. Bulgular, alanın yıllık %7,84 oranında büyüdüğünü ve araştırma ilgisinin istikrarlı biçimde arttığını göstermektedir. İncelenen çalışmalar 188 farklı dergide yayımlanmış olup toplam 17880 referans ve 1021 yazar anahtar kelimesi içermektedir. En sık kullanılan anahtar kelimeler “achievement”, “students” ve “computer-assisted instruction” olmuştur. En üretken yazarlar Slavin RE, Chang CY, Chejng ACK ve Lake C olarak belirlenmiştir. Alanın önde gelen dergileri sırasıyla Journal of Computer Assisted Learning (f=69), Computer Assisted Language Learning (f=19) ve Computers & Education (f=12) olarak tespit edilmiştir. Sonuçlar, bilgisayar destekli öğretime ilişkin araştırmaların ağırlıklı olarak akademik performans çıktıları etrafında yoğunlaştığını ve belirli dergi, kurum ve ülkelerde kümelendiğini göstermektedir. Ayrıca uluslararası işbirliklerinin artırılmasının alanın küresel bilgi yapısına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p>Osman ACIL
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562209230Komütatif Olmayan L_p Uzaylarında Spektral Sıra Yakınsaması ve Yakınsama Modlarının Çöküşü
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/190
<p>Yarı sonlu bir von Neumann cebiriyle ilişkili -ölçülebilir operatörler için iki yakınsama modu sunuyoruz: spektral sınırsız mertebe yakınsaması (suo) ve spektral sınırsız mutlak zayıf yakınsama (suaw), her ikisi de Olson'un spektral mertebesi aracılığıyla tanımlanmıştır. İlk olarak, her öz-eşlenik -ölçülebilir operatör için, spektral ve operatör-teorik mutlak değerleri birleştiren bir yakınsama olduğunu gösteriyoruz. Değişmeli durumda, suo-yakınsama klasik uo-yakınsamaya indirgenir. Bir -sonluluk koşulu altında, suo-yakınsama ölçü topolojisinde yakınsamayı ima eder. Ana sonucumuz, (yansıtıcı aralık) ile norm sınırlı diziler için dörtlü bir denkliktir: suaw ⟺ zayıf ⟺ ölçü ⟺ norm yakınsaması. Sonlu iz altında, suo-yakınsama diğer dördünü ima eder (ancak tersi değil), bu nedenle mutlak olarak daha güçlüdür. İspat, spektral kesmeyi -eşbütünleştirilebilirlik ve değişmeli olmayan Vitali yakınsama teoremiyle birleştirir. Abel, tip ve tip cebirler genelindeki açık örnekler, denkliğin ve sınırsız diziler için başarısız olduğunu göstermektedir.</p>Mehmet VURAL
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562231251Seçilmiş Anjiyospermler ve Mantarların Trypanosoma brucei brucei'ye Karşı İn Vitro ve İn Vivo Antitripanosomal Aktivitesi
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/192
<p>Afrika tripanosomiazı, <em>Trypanosoma</em> türlerinin neden olduğu bir hastalık olup, Sahra Altı Afrika'da hem hayvancılık üretimi hem de insan sağlığı açısından önemli bir zorluk teşkil etmektedir. Bu çalışma, 7'si anjiyosperm (kapalı tohumlu bitki) ve 8'i mantar olmak üzere 15 bitki türünün <em>Trypanosoma brucei brucei</em>'ye karşı antitripanosomal aktivitesini araştırmayı amaçlamaktadır. Bitki materyalleri Nijerya'nın çeşitli ekolojik bölgelerinden toplanmış olup, petrol eteri, metanol ve su kullanarak sıralı ekstraksiyonlar gerçekleştirilmiştir. <em>In vitro</em> taramalarımız, beş ekstraktın minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri 3,9 μg/mL veya daha düşük olmak üzere kayda değer antitripanosomal aktivite sergilediğini göstermiştir. En etkili olanı, <em>Chrysophyllum albidum</em> tohum ekstraktıydı (MİK = 1,95 μg/mL), bunu <em>Saba florida</em> kökü, <em>Tapinanthus globiferus</em> yaprağı ve <em>Fomitopsis pinicola</em> ekstraktları izledi (hepsi için MİK = 3,9 μg/mL). Aktif ekstraktların fitokimyasal analizi, alkaloidler, saponinler, tanenler, kardiyak glikozitler ve steroidlerin varlığını ortaya koymuştur. <em>Trypanosoma brucei brucei</em> ile enfekte edilmiş Swiss albino fareler üzerinde gerçekleştirilen <em>in vivo</em> testler, 1000 mg/kg <em>C. albidum</em> ekstraktı ile tedavinin parazitemiyi önemli ölçüde azalttığını (10⁸'den 10² tripanosoma/mL'ye) ve tedavi edilmeyen kontrollerdeki 20 güne kıyasla yaşam süresini 28 güne uzattığını göstermiştir. Paket hücre hacmi (PHH) ölçümleri, tripanosomanın neden olduğu anemiye karşı önemli bir koruma sağladığını göstermiştir. Toksisite çalışmaları, LD₅₀ değerlerinin 1200 mg/kg'ın üzerinde olmasıyla güvenli olduğunu işaret etmiştir. Bu çalışma, bu bitkilerin geleneksel kullanımına bilimsel bir dayanak sağlamakta ve yeni antitripanosomal tedaviler olarak potansiyellerini ortaya koymaktadır </p>Josephine ALEX-ABEDOIshaya Haruna NOCKIliya Shehu NDAMS
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562252266Endüstriyel Çevresel Kirlilik Yönetimi İçin Potansiyeller: Güney-Batı, Nijerya'daki Orta ve Büyük Ölçekli Agro-Birlik Sanayilerinin Kurumsal Özelliklerinin Bütüncül Karşılaştırmalı Bir Çalışması
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/194
<p>Endüstriyel kirlilik, gelişmekte olan ekonomilerin karşı karşıya kaldığı en inatçı çevresel sorunlardan biri olmaya devam etmektedir; özellikle hızlı tarımsal-endüstriyel genişleme yaşayan bölgelerde. Bu çalışma, orta ve büyük ölçekli tarımsal-sanayi birliklerinin (MandLSAAI) çevresel kirlilik yönetim potansiyellerini analiz etmiştir. Çalışma, belirli bir amaç ve hipotez doğrultusunda yürütülmüştür. Sonuçlar, MSAAI'lerin (%47,5) ve LSAAI'lerin (%49,2) büyük çoğunluğunun 41-60 yıl arasında faaliyet gösterdiğini; ortalama faaliyet sürelerinin ise sırasıyla 43,52 yıl ve 57,74 yıl olduğunu göstermiştir. Tarımsal-sanayi birliklerinin büyük çoğunluğu (%59,5 ve %61,5) gıda işleme sektöründeyken, daha küçük bir oran (%11,7 ve %6,2) sırasıyla MSAAI ve LSAAI için tekstil ve pamuk çırçır sanayisini oluşturmuştur. Tahmini net kâr sonuçlarına göre, MSAAI'lerin büyük çoğunluğunun (%62,5) kârı 3.100.000,00 ₦ ile 9.000.000.000 ₦ arasında olup, ortalama kâr 3.796.171.171,00 ₦'dir. Çalışma, orta ve büyük ölçekli tarımsal yan sanayi işletmelerinin ana faaliyet alanının gıda işleme olduğunu ortaya koymuştur; bu durum, firmaların en büyük tek oranla (%40,1 ve %43,1 sırasıyla) temsil edilmesiyle belirtilmiştir. Çevresel kirlilik kontrolü konusunda resmî eğitim sonuçlarına göre, büyük çoğunluk (%62,6 ve %53,8) sırasıyla orta ve büyük ölçekli tarımsal-sanayi birlikleri için en az bir kez resmî eğitim almıştır. Orta (%78,8) ve büyük (%89,2) ölçekli tarımsal-sanayi birliklerinin çoğunluğu, belirli bir yıl içinde transformatör arızaları nedeniyle elektrik tedarik edememiştir. Ayrıca, büyük çoğunluk (%74,8 ve %66,2) akıllı elektrik sayaçlarından faydalanmakta olup, aylık elektrik maliyet harcamaları sırasıyla 76.712,84 ₦ ve 121.500,00 ₦ olarak gerçekleşmektedir. Tarımsal-sanayi birliklerinin çöp sahasına olan ortalama mesafesi, MandLSAI için 8,2348 km ve 9,2348 km'dir. Çalışma, orta ve büyük ölçekli sanayilerin kurumsal özelliklerinin, çevresel kirlilik yönetim düzeylerini belirleyen temel faktörler olduğu sonucuna varmıştır. Çalışma, Sivil Toplum Örgütleri tarafından sanayilerin atıklarını nasıl yönetecekleri konusunda eğitilmesi amacıyla kirlilik kontrolü kampanyaları düzenlenmesini önermektedir.</p>Kingsley David UDEOgonna Olive OSUAFOR
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562267284Badem Bahçelerinde Şeftali filizgüvesi (Anarsia lineatella) Zararlı Popülasyon Dinamiklerinin Çevresel Faktörlerle İlişkisi: Adıyaman İli Örneği
https://kadirliubfd.com/index.php/kubfd/article/view/204
<p>Bu çalışma, <em>Anarsia lineatella</em> (Şeftali filizgüvesi)’nın Adıyaman ili Kahta/Ortanca ve Merkez/Gözebaşı lokasyonlarında bulunan badem bahçelerindeki popülasyon dinamiği ile sıcaklık ve nispi nem arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla 2025 yılında yürütülmüştür. Araştırmada zararlı popülasyonunun izlenmesi amacıyla eşeysel çekici feromon (<strong>E5-10:Ac + E5-10:OH) </strong>içeren delta tipi tuzaklar kullanılmış, iklim verileri ise deneme alanlarında kurulu agro-meteorolojik istasyonlardan elde edilmiştir. Araştırmada, zararlının ilk ergin çıkışlarının Kahta/Ortanca lokasyonunda 17 Nisan, Merkez/Gözebaşı lokasyonunda ise 22 Nisan tarihinde başladığı belirlenmiştir. Son ergin çıkışlarının sırasıyla 3 Aralık ve 26 Kasım tarihlerinde gerçekleştiği tespit edilmiş ve zararlının doğada yaklaşık 7–7,5 ay aktif kaldığı tespit edilmiştir. Her iki lokasyonda da ergin popülasyon yoğunluğunun özellikle ilkbahar sonu ve yaz başında arttığı, en yüksek ergin birey sayısına Mayıs ayında ulaşıldığı belirlenmiştir. Ortanca lokasyonunda Mayıs ayında 484 adet/tuzak, Gözebaşı lokasyonunda ise 769 adet/tuzak ergin birey yakalanmıştır. Araştırmada, ilk ergin uçuşlarının başlaması için gerekli etkili sıcaklık toplamı Gözebaşı lokasyonunda 220,445 g.d., Ortanca lokasyonunda ise 197,57 g.d. olarak hesaplanmıştır. İlk ergin çıkışından son ergin uçuşuna kadar geçen dönemde toplam EST (Etkili Sıcaklık Toplamı) değerleri sırasıyla 3534,53 g.d. ve 3568,16 g.d. olarak belirlenmiştir. Ayrıca zararlının her iki lokasyonda yaklaşık 5,89–5,94 teorik döl verdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, badem bahçelerinde zararlının popülasyon gelişiminin izlenmesinin mücadele zamanının doğru belirlenmesi açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ilk ergin uçuşlarının başladığı dönemlerin doğru şekilde tespit edilmesi, biyoteknik ve kimyasal mücadele uygulamalarının etkinliğini artırabilecek ve gereksiz pestisit kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabilecektir.</p>Ela TOHUMCUAli BOLATBelgin YOLDAŞMehmet ASLANAsuman OTURAK
Telif Hakkı (c) 2026 Kadirli Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi
https://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/4.0
2026-09-152026-09-1562285302